KUŞLAR VE EDEBİYAT

Kuşlar hakkında, edebiyata dair…

UMUM BAYKUŞLAR

Yine baykuşlarla devam ediyorum. Bu kez baykuşlarla ilgili ansiklopedik bilgiler veren bir makaleyi Latin harfleriyle buraya aktarıyorum. O dönem Osmanlı’da, yayımlanan birkaç bilim/teknoloji dergisinden biri olan Hazine-i Evrak’ın 30 Kasım 1881 tarihli 14. sayısında yer alan “Umum Baykuşlar” adlı bu makale, Ahmed Hamdi (Şirvani) Efendi (1864-1890) imzalı.

Bundan bir önceki Ali Nâzîma imzalı “Baykuş” adlı yazıdan çok önemli bir farkı var bu metnin. Yine baykuşlar hakkında genel bilgiler veren o ilk metin daha çok yazarının kişisel gözlemlerine dayanan bir deneme formundaydı ve tipik bir kuş gözlem yazısı şeklinde düzenlenmişti. Bu seferki yazı ise daha nesnel ve daha bilimsel bir içeriğe sahip. Burada beş farklı tür baykuş bazı bilimsel tespitlerle ve kuşların insana ve topluma olan etkileriyle neredeyse ansiklopedik formda okuyucuya tanıtılmaktadır.

Bazı kanıtlara göre bu metin, bir öncekinden başka bir yönüyle daha ayrılıyor. Ali Nâzîma’nın “Baykuşlar” adlı metni telif (özgün) olduğu anlaşılan bir denemeyken, bu metnin çok büyük bir kısmı Fransızcadan çeviridir ve kısmen çevirmenin görüşleri ve eklemeleriyle bir makale olarak düzenlenmiştir. Söz konusu makalede baykuş türlerinin adlarının Fransızca karşılıklarıyla verilmesi beni bu yönde bir araştırma yapmaya itti ve bu araştırmanın sonucunda, Ahmet Hamdi Efendi’nin bu yazısındaki terminolojinin, Comte de Buffon’un Histoire Naturelle (ilk yayınlanmaya başladığı tarih 1744) adlı 36 ciltlik doğa tarihi ansiklopedisinin kuşlara ayrılmış 9 cildinin (ilk yayın tarihi 1771) ikincisindeki terminolojiyle tam olarak örtüştüğünü keşfettim.

Histoire Naturelle Fransızca bir yapıt. Fransızca bilgimin yetersizliği yüzünden bu eserin en azından bir İngilizce çevirisini aradım. Çünkü sadece Buffon ve Ahmet Hamdi Efendi’nin aynı terminolojiyi kullanıyor olmaları, yazının çeviri olduğuna dair yeterli kanıt olamazdı. Nitekim aradığım o İngilizce çeviriyi Oxford Üniversitesinin metin arşivinde[1] buldum. Bu metin, Ahmed Hamdi efendinin yazısının çeviri olduğunu kesin olarak belirlemiş oldu.

Ahmed Hamdi, Buffon’un ansiklopedik eserindeki toplam beş baykuş türünü kimi kısaltma, ekleme ve uyarlamalarla çevirmiş ve söz konusu bu makaleyi oluşturarak Hazine-i Evrak’ta yayımlamıştır. Daha önce dile getirdiğim gibi, bu dönemde gerek bilimsel makalelerde gerek denemelerde ve gerek sair metinlerde evrensel atıf sistemi neredeyse hiç kullanılmamaktadır. Çeviri eserlerin çoğunda, orijinal kaynak ve yazarla ilgili bilgiler bir yana, eserin çeviri olduğu bile belirtilmemiştir.

Buffon’un Histoire Naturelle’i yani Tarih-i Tabii[2]’si, 19. yüzyıl Osmanlı aydınlanmasında sıkça sözü edilen, başvurulan ve atıfta bulunulan bir doğa tarihi kaynağıdır. Ebüzziya Tevfik, 1881 yayımlanan ve 1891 yılında ikinci baskısı da yapılan, Comte de Buffon’un yaşamöyküsünün anlatıldığı Buffon adlı kitabında konuyla ilgili şunları söylüyor:

“Buffon bizce dahi maruftur [bizde de tanınır]. Çünkü esmar-ı eseri [eserlerinden biri] olan Tarih-i Tabii’si bundan seksen sene mukaddem [önce] Türkçemize tercüme edilmiş(*) binaenaleyh mahsul-i tetebbuattan [araştırmalarının sonuçlarından] milletimiz dahi müstefit olmuşsa [yararlanmışsa] da güzeran-ı hayatına [hayat hikayesine] dair hiçbir yerde topluca malumat verilmemiştir.

(*) Selim-i Salis’in [III. Selim’in] reisü’l-ettibasından [baş hekimlerinden] Behçet Efendi marifetiyle lisanımıza nakil edilmiş ve altmış beş sene sonra birinci defa olarak Tasvir-i Efkar’da tefrika [dizi yazı] suretiyle neşrolunmuştur [yayınlanmıştır].[3]” (1881, s. 4)

                “Umum Baykuşlar” adlı makalede toplam beş baykuş türü tanıtılmaktadır. Ahmed Hamdi’nin “gece kargası” dediği ilk türün Buffon’daki adı “La Hulotte”tur. Bu ilk tür benim yaptığım çıkarımlara göre, günümüz taksonomisinde bildiğimiz Türkçe adıyla Alaca Baykuştur. Buffon’un Oxford İngilizce çevirisinde bu kuşla ilgili isim etimolojisi şu şekilde verilmiştir: “The ALUCO OWL. • La Hulotte, Buff. , • Strix Aluco, Linn. Gmel. and Scop. , • Ulula, Briss. and Will. , • Noctua Major, Fris. , • Ulula Vulturina, Klein. , • Black Owl, Albin. , and • Brown Owl *, Penn. and Lewin.”

                Makaledeki ikinci baykuş türü, fazlasıyla karışık bir durum. En azından benim için öyle. Buffon bu türe “Chat-Huant”, Ahmet Hamdi “Feyyad”[4] diyor. Oxford’un İngilizce çevirisinde ise kuşun adı “Tawny Owl”. Oysa günümüz taksonomisinde Tawny Owl, Alaca Baykuşun (Strix Aluco) İngilizce adı. Karışıklık tam da burada başlıyor işte. Hem Buffon’da hem de Oxford çevirisinde bu türün Latince adı Strix Stridula. Bu Latince adı, bugün kullandığım hiçbir kaynakta bulamadım. Günümüz taksonomisinde Strix Stridula yok gibi durmaktadır. Bu da şu iki ihtimali düşündürmektedir. İlki bu baykuş türü bugün artık taksonomide farklı bir kategoride ve farklı bir adla anılıyor olabilir. İkincisi de, bu baykuş türünün soyu maalesef tükenmiş ve günümüze ulaşamamış olabilir. Böylece bu ad günümüz taksonomisinden de bir ihtimal düşmüştür. Bu noktanın ornitoloji konusunda uzmanların aydınlatmasına muhtaç olduğunu belirtmeliyim.

                Aslında Ahmet Hamdi, bu tür için başka bir olasılığı daha düşündürecek malzeme veriyor bize. Bu kuşu “Feyyad” olarak adlandırmasının yanında bir de ona “Açlıktan Bağırıp Kıvrılan Baykuş” diyor. Ne Buffon’un orijinal kitabında ne de Oxford’un İngilizce çevirisinde bu benzetme ve adlara karşılık gelecek bir tanımlama ya da adlandırma yok. Öyleyse bir ihtimal, Strix Stridula bir zamanlar Türkiye sınırları içinde de bilinen bir kuştu ve bu kuşun yerel adları da vardı.

Tabi tüm bunlar şu an için bir tahmin olmanın ötesinde bilimsel bir kesinlik taşımıyor. Ancak anlaşılan o ki Buffon’un La Hulotte ve Le Chat-Huant, Ahmet Hamdi’nin Gece Kargası ve Feyyad olarak adlandırdıkları baykuşların birbirlerinden farklı baykuş türleri olup olmadığı ve eğer farklı türlerse Feyyad’ın bir zamanlar Türkiye sınırları içinde de yaşayıp yaşamadığının araştırılıp tespit edilmesi kuş bilimi tarihi açısından önemlidir.

Umum Baykuşlar adlı makale bundan sonra Peçeli Baykuş türüyle devam ediyor. Bu kuşun Buffon’da adı L’Effraie ya da La Fresaie, Oxford’un İngilizce Histoire Naturelle çevirisinde İngilizcesi The White Owl’dur. Ahmet Hamdi bu kuşun adına da, laf taşıyan, arabozan anlamlarına gelen Nemmam diyor. Yine bu adlandırmadan da peçeli baykuşun o dönem Osmanlı toplumunda bilinen bir baykuş türü olduğunu öğreniyoruz. Ancak burada şu sorunsalı bir daha dile getirmekte fayda var. Feyyad, Nemmam gibi adlar, insanlar arasında yaygın yerel adlar mı yoksa bu türdeki kuşların Arapça bilimsel adları mı, bu metinden yola çıkarak tam olarak anlaşılamıyor.

Ahmet Hamdi, peçeli baykuş türünü “ölüm haberi veren baykuş” olarak da adlandırıyor. Bu tanımlama Buffon’un tanımıyla aynı. Ancak Buffon’da peçeli baykuşun arabozuculuğuna dair herhangi bir şey bulunmuyor. Bu da gösteriyor ki, Peçeli Baykuşun varlığından Ahmet Hamdi de bizzat kendi tanıklığıyla haberdar ve bu kuşun da yerel topluluk arasında yaygın adları ve bu kuşla ilgili yaygın inanışlar mevcut.

Makale bundan sonra Kır Baykuşu ve Kukumav türleriyle devam ediyor. Ahmed Hamdi, Kır Baykuşunun yerleşim olan bölgelerden uzakta yaşadığını ve tarımsal ürünlerine zararlı haşeratı yedikleri için bunları çiftçilerin sevdiğini söylerken, Kukumavın da gündüzleri de görünüp kırlangıçları avlayabildiğini belirtiyor.

Baykuşgiller (Strigidae) ailesine mensup kuşlar, genel olarak geceleri yaşayıp avlandıkları ve gecenin sessiz karanlığında yankılanan seslerinin insanlara gizemli gelmesinden olsa gerek, öteden beri insanların ilgisini çekmektedir. Örneğin Kukumav adı verilen baykuşun Latince adı Athene Noctua’dır. Bunun nedeni, Yunan mitolojisinde sanat, bilgelik, zekâ, barış ve ocak tanrıçası olarak bilinen Athena’dır. Bu Latince adı “Athena’nın gece kuşu” gibi Türkçeye çevirsek yanlış olmaz. İnsanlığın bugün haberdar olduğu en eski kayıtlardan beri baykuşların hayatımızın çok içinde olduğunun bir kanıtı bu. Sadece doğal yaşam alanlarındaki doğal yaşam serüvenleriyle de değil üstelik. Dinsel, imgesel, fantastik, gizemli, kurmaca, sanatsal ve buna benzer birçok biçim ve yakıştırmayla hayali, ideolojik ve estetik olarak da asırlardır bizimle birlikteler baykuşlar. Dinsel, siyasal metinlerimizde onlara yer vermiş, onlarla imgeler ve kurmaca dünyalar yaratmış ve onları birçok korkumuza, tasamıza, kederimize bahane etmiş, onlarla batıl inanışlar üretmişiz. Yarattığımız tüm bu görüngülerin bir kısmına hayranlıkla, bir kısmına korkuyla tanık olmuş; bu görüngülerden kimi zaman zaman estetik hazlar devşirmiş, kimi zaman paha biçilmez dersler çıkarmışız. Ancak çoğunca bu görüngüler insanların “toplumsallaşması”nda araçsallaştırılmış, yani “hizaya girmemizde” bize yardımcı olmuşlar.

Belki de bu yüzden, maalesef onları kendi uydurduğumuz hayaller ve hikayelerle tanımış, doğadaki gerçekliklerini bilip öğrenmeye pek gönül indirmemişiz. Sırf bu uydurma hikayeler yüzünden bugün hala baykuşlar sebepsiz yere öldürülebiliyor. Yani insanlık kimi zaman, kimi coğrafya ve kimi koşullarda baykuşlara, diğer kuşlara yaşattığı felaketlerin iki katını yaşatabiliyor. Oysa onlar doğal yaşamın ve dengenin olmazsa olmaz estetik uzuvlarıdır. Bakış açımızı biraz değiştirebilir ve doğaya olan kadim bağımızı ve uyumumuzu bir parça anımsayabilirsek baykuşların gecenin güzelliğine güzellik katan eşsiz canlılar olduğunu fark etmemiz hiç de zor olmayacaktır. Bu kavrayışın yansıması olan aşağıdaki Buffon/Ahmed Hamdi metnini keyifle okumanızı diliyorum.


[1] Oxford Text Archive: https://ota.bodleian.ox.ac.uk/repository/xmlui/bitstream/handle/20.500.12024/K109756.001/K109756.001.html?sequence=5&isAllowed=y (Erişim: 20.06.2022)

[2] Tarih-i Tabii, Hekimbaşı Mustafa Behçet tarafından çevrilmiş olan Buffon’un Histoire Naturelle’sinin ilk cildinin adıdır. Doğa tarihi anlamına gelmektedir. Benim erişebildiğim kaynaklarda ilk basım tarihi 1854.

[3] Eldeki arşiv kayıtlarına ve verilere göre Buffon’un Historie Naturelle’sini ilk kez Türkçeye kazandıran Mustafa Behçet Efendi (1774-1834), Hikmet-i Tabiiye ve Marifet-i Arz ve Tercüme-i Hayvanat gibi kitaplara da imza atmış bir bilim insanıdır. Dolayısıyla sözü edilen bu kitaplarla birlikte Behçet Efendi’nin tüm külliyatının gözden geçirilmesi Türkiye’de ornitoloji ve kuş gözlemciliği tarihiyle ilgili önemli veriler sunma kapasitesi ve ihtimaline sahiptir. Ayrıca 19. yüzyılda Osmanlı’da kuş gözlemciliği ve ornitoloji konusunda yaptığım bu çalışmada, Türkiye kuş gözlemciliği tarihinin başlangıcının en azından 18. Yüzyılın sonuna kadar gittiği de görülmektedir.

[4] Yazının benim açından sıkıntılı yönlerinden biri de bu. Anlayabildiğim kadarıyla Ahmed Hamdi, yazısında tanıttığı baykuşların Arapça karşılıklarını veriyor; “feyyad, nemmam, büh, bûhe” gibi. Bu Arapça terminolojinin taksonomik açıdan analiz edilmesi konunun açıklığı açısından işe yarar bilgiler sunabilir. Ancak Arapça bilgim olmadığı için bu yazıda bunu gerçekleştiremiyorum.

UMUM BAYKUŞLAR

                Gece kargası[1] sair baykuşların kaffesinden [hepsinden] kabaca ve başı sorguçsuzca olarak iri ve gözleri yuvarlıktır. Çehresi yelekler altına gömülmüş ve gözleri dahi içeri batmış olduğu halde sincabi tüylerle ihata olunmuştur. Göz bebekleri dairesi siyahımsı veya koyu esmer veya bulanık fındıki renginde olur. Gagası sarımsı veya yeşilimsi olduğu gibi vücudunun üst tarafı siyah ve beyazımsı lekelerle beneklenmiş demir kırı renginde bulunmuştur ve vücudunun alt tarafında dahi tulen ve arzen [boyuna ve enine] haçvari siyah hatlarla çizili olarak beyaz tüyle örtülmüştür.

                Uçarken kanatları şamata etmeyerek uçar ve daima sair baykuşlar misillü [gibi] yan taraftan tayeran eder [uçar] ve “huuu”dan ibaret olan sedası oldukça kurdun ulumasına benzer. Mevsim-i sayfta [yazın] ormanların ağaç yarıklarını ittihaz-ı mesken eylediği veçhile [yuva edinirken] bazen mevsim-i şitada [kışın] sakin olduğumuz mahallere gelip küçük kuşlarla sıçan ve kampanyol [fr. campagnol, tarla faresi] gibi sair küçük hayvanları şikar eder.

                Feyyad veya Açlıktan Bağırıp Kıvrılan Baykuş ki[2]

buna Fransızca Chat-Huant derler bu kuş matemsi gözleri ve tüylerinin elvan-ı muhtelife ile tezyin etmesi cihetiyle hasıl olan güzelliği ve “huhu”dan ibaret olan bağırmasıyla sair baykuşlardan tefrik olunur [ayrılır]. Hatta bu bağırmasından dolayı ismine yüksek sedalı baykuş denirse münasebet olur. Ormanlarda bulunan Fransa’nın Burgonya nam eyaletinde salifü’z-zikr [daha önce adı geçen] gece kargası denilen baykuştan ziyade mebzul olarak [daha çok] ağaçların yarığında iskan eder.

                 Ve İsveç diyarında bulunduğu gibi sair bilad-ı şimaliyede [kuzey şehirlerinde] dahi bulunan ve keza bir karadan diğer karaya geçmekte muktedir olduğundan Amerika’nın sıcak havalı memleketlerine varıncaya dek yayılmışlardır.

                Nemmam [laf taşıyan] yahut Ölüm Haberi Veren Baykuş ki Buna Avrupalılar Çan Kulesi Baykuşu Derler[3]

                “Bu kuşu gecenin sükûnetli zamanında mühiş mühiş [ürkütücü ürkütücü] ve kesik kesik haykırmasıyla sair baykuşlardan fark ve temyiz olunur [ayrılır]. Mezkûr kuş sekenesi [sakinleri, nüfusu] çok olan şehirler derininde iskan eden ahali kuşlar adadına ithal olunabilir [bu kuş, nüfusu çok olan kentlerde yaşayan kuşlardan sayılabilir], çünkü eski çan kuleleri ve kiliselerin ve sair yüksek binaların çatısı bunun gündüzleri mahal-i inzivasıdır [saklanma yeridir] ve akşamüzeri şafak zuhur ettiği zaman [güneş çekilirken] uzletgahlarından [yalnız yaşadıkları yuvalardan] dışarı fırlar.

                Saftan adamlar buna musibet kuşu ve ölüm münadisi [tellalı] nazarıyla bakarlar. Şöyle ki bir evin üzerine devam ederek mutadi [alışılmış] olan sedasının [sesinin] gayri bir heyette feryat kopardığı zaman [artık bir feryada dönüştüğü zaman] o evde sakin olanlardan birini kabristana davet eder zannında bulunurlar.

                Nemmam kendine mahsus olan kanat yeleklerinin güzelliğiyle sair baykuşlardan kolayca tefrik olunabilir. Telinin [tepesinin] üst tarafı beyaz benlerle benlenmiş ve esmer ve sincabi renklerle dalgalı sarı ve alt tarafı siyah noktalarla lekelenmiş beyaz tüylerle mesturdur [örtülüdür].

                Gözleri muntazam bir daire şeklinde beyaz ince tüyler ve yeleklerle ihata [çevrelenmiştir] olunmuştur. Bu tüylerin yumuşak ve gayet ince olması mezkur [bu] kuşun ıstıyadına sebebiyet verir [avlanmasını kolaylaştırır]. Gözbebeğinin dairesi güzel sarı ve gagası beyaz ve gagasının ucu ela çengelli ve esmerdir. Ayağı ince tüylerle mestur [örtülü] ve parmakları beyaz ve tırnakları siyahımsıdır.

                Nemmam nevi kesretli [peçeli baykuşun birçok türü] olup hususiyle Avrupa memalikinde gayet mebzul [çok] ve Amerika’nın da arazi-yi şimaliyesinden arazi-yi mutavassıtasına [kuzeyinden ortalarına] değin yerlerde de bulunur. Baykuş cinsinin bu nevi feyyad ve gece kargası denilen nevileri gibi yabancı kuşların lanelerinde [yuvalarında] yumurtladığı gibi rast gelen duvar ve ağaç yarıklarına yahut çatı altında yumurta vaz’ eder [koyar]. Mart nihayetinde ekseriya beş ve bazen altı veya yedi adet uzunca ve beyazımsı yumurta yumurtlar. Yavrusunu küçük böceklerle ve sıçan etleriyle besler. Yavrularının alelumum tüyleri ilk senelerindeyken beyaz olur. Etleri yumurtadan çıktıklarının üçüncü haftasında semiz ve lezzetli olduğundan Franklar tenavül edip [yiyip] lezzeti dahi fena olmadığı iddia ederler. Nemmam güzel havalı mevsimlerde ekseriya akşamüzeri şehir civarında bulunan ormanlara tereddüt edip [gidip] sabahları uzletgahlarına [yalnız kaldıkları yuvalarına] avdet ederek [dönerek] akşama değin tatlı tatlı uyurlar. Mutat gece olunca deliğinden hübut edercesine [aşağıya inercesine] uçarlar ve soğuğu şiddetli olan vakitlerde bunlardan beş altısı bir yarıkta bulunurlar.

                Büh Namında Olan Baykuş ki Buna Franklar Chouette veyahut Büyük Chevêche Derler[4]

                Baykuşun bu nevi dahi gayet mebzul [çok] ise de salifü’z-zikr [daha önce anlatılan] nemmam nevi gibi bizim mesakin [evlerimiz] ve menazilimize [bulunduğumuz yerlere] çokça yaklaşmaz. İskân için ümraniyetten [medeni mahallerden] uzak mahallerde bulunan harap binaları ve taş ocağı ve kaya deliklerini ve tenhalığı sevdiğinden dağlık memleketleri tercih eylediği görülmektedir. Bu baykuş feyyad ve gece kargası denilen nevilerden gayet güzel sarı renkli gözleriyle kolayca tefrik olunur. Sıçanları çok telef ettiklerinden çiftçiler bu kuştan gayet memnundurlar. Nisan ayında gündüz ve gece gayet tatlı bir seda ile “kut” diye bağırdığı gibi yağmur yağdığı zaman bu “kut” savtı [sesi] “guyuk” demesini andırır bir surette tebdil eder [değiştirir] ve hiçbir vakit aşiyane [yuva] inşasıyla meşgul olmadığı gibi güvercin yumurtası irilikte beyaz renkli müdevver [yuvarlak] bir şekilde üç adet yumurtadan ziyade yumurtlamaz.

                (Arapça Bûhe[5] Denilen Baykuş Nevi ki Buna Fransızlar Chevêche ya Küçük Chouette Derler)[6]

                Bu kuş tahminen salifü’z-zikr [daha önce bahsedilen] feyyad küçük duc [ishakkuşu] denilen kuşlarla cüssede müsavi olup alelumum baykuş cinslerinin en ufak cirmlilerden [hacimlilerden] olmakla cüssesi bir karatavuk iriliğinde olabilirler. Bunun mutadı olan “pu-pu-pu” savtıdır [sesidir] ki uçarken tekrar tekrar bu savtla feryat ederek uçar ve bir de yumurtaya oturduğu zaman bir genç insanın birçok kere “lam hem ism”[7] diye bağırdığı vakit işitilen sedasına gayet müşabih bir suretle birbirini müteakip haykırır. Bûhe nadiren ormana çekilir ve illa bunun adi menzil ve mevası [meskeni ve sığınacak yeri] meskun mahallerden uzak olan taş ocağı ve eski ve metruk binalardır.

                Mezkur [söz edilen] kuş mutlak gece kuşları nevinden olmayıp gündüz dahi sair gece kuşlarından iyi gördüğünden kırlangıç gibi küçük kuşların ıstıyadıyla [avıyla] meşgul olur. Yumurtası beyaz ve sarımtırak lekeli beş adet olup yuvasını kaya yarığında ve eski duvar çatlağında yapar.

Ahmed Hamdi Efendi

Hazine-i Evrak, 14, 30.11.1881, s. 219-224


[1] Alaca Baykuş (Strix Aluco)

[2] Chat-Huant (Strix Stridula)

[3] Peçeli Baykuş (Tyto Alba)

[4] Kır Baykuşu (Asio Flammeus)

[5] Burada bir dizgi hatası olduğunu düşünüyorum. Arap harfleriyle yazımında “be, vav, ye ve he” harfleri var. Bu durumda “buye” okunmalıdır. Ancak “ye” harfinin yanlışlıkla yazıldığını, aslının “he” harfi olduğunu düşündüm. Yine de teyide muhtaçtır.

[6] Kukumav (Athene Noctua)

[7] Ahmet Hamdi bu kısmı aynen Buffon’dan çevirmiştir. Buffon’da bu kısım şöyledir: “qui ressemble beaucoup à la voix d’un jeune homme qui s’écrieroit, aime, hëme, esme plufieurs fois de fuite…” (vurgular bana ait)

Hazine-i Evrak, 14, 30.11.1881

Posted on