KUŞLAR VE EDEBİYAT

Kuşlar hakkında, edebiyata dair…

EKFRASİS: CELAL SAHİR EROZAN’IN, L. C. NIGHTINGALE’IN “UNDER THE BLOSSOMS” ADLI TABLOSUNA YAZDIĞI “HAMAKTA” ŞİİRİ

EKFRASİS: CELAL SAHİR EROZAN’IN, L. C. NIGHTINGALE’IN “UNDER THE BLOSSOMS” ADLI TABLOSUNA YAZDIĞI “HAMAKTA” ŞİİRİ

               Ekfrasis için, en geniş bir tanımla, resim, heykel, sinema gibi herhangi bir sanat eserini sözcüklerle yeniden üreterek ya da yorumlayarak anlam yaratma uğraşısıdır denebilir. Antik Yunancadaki ἐκ ek ve φράσις phrásis sözcüklerinden türetilmiştir ve “şeyleri adıyla söyle” gibi bir anlama gelmektedir.[1] Etimolojik kökeninden de anlaşılacağı gibi ekfrasis antik çağlardan beri “Batı” kültürlerinde yeri olan bir edebiyat türü ve bir anlam yaratma çabasıdır. On dokuzuncu yüzyılın sonları ve bir sonraki yüzyılın hemen başlarında, özellikle de batıdaki keşfinden çok kısa bir süre sonra fotoğrafın Osmanlı İmparatorluğu’na girip yoğun bir ilgi görmesiyle birlikte dönemin dergi ve gazetelerinde sıkça görülen ekfrasis Türk yazın ve kültür tarihinde silik de olsa kendine bir yer edinmiştir. Silik diyoruz, çünkü o dönemden kalan ekfrasis üretimlerinin neredeyse hiçbiri büyük harfle yazılan Edebiyat olarak görülmemiş ve dolayısıyla Türkçe Edebiyat kanonunda söz etmeye gerek görülmemiştir.

Sözü edilen tarihlerde süreli yayınlarda bolca görülen ekfrasis örneklerinde şairler ve/ya da yazarlar kimi zaman bir resme ya da fotoğrafa bakıp orada gördüklerini, duyduklarını ve hissettiklerini imgeleştirimiş, dizelere dökmüş ve şiirler yazmışlardır. Bu yazıya konu edindiğimiz, bir ekfrasis örneği olan “Hamakta” adlı şiir Celal Sahir Erozan (1883-1935) imzalıdır. Celal Sahir, Britanyalı ressam Leonard Charles Nightingale’ın (1851-1941) “Under the Blossoms” adlı tablosuna bakarak yazmıştır bu şiiri. Sözü edilen resim ve şiir Servet-i Fünun dergisinin 17 Mayıs 1317 (30 Mayıs 1901) tarihli 335. sayısında “Sahir” imzasıyla yayınlanmış ve daha sonra Erozan bu şiiri “Hitab-ı Hayran: Hamaktakine” adıyla 1909 yılında yayımlanan Beyaz Gölge adlı kitabına almıştır.

“Hamakta”, kapsamlı ve ayrıntılı olmasa da Erozan’la ilgili yapılan akademik çalışmalarda sözü edilen bir şiir. Ancak bu çalışmalarda şiirin dizelerinin akademik biçem ve jargonla yeniden dile getirilmesiyle yetinilmiş, analitik ve eleştirel bir saptama ya da yorum yapılmamıştır. Şiir, yüzeysel de olsa bilimsel metinlere konu edilse de bu metinlerde şiirin yazıldığı resim hakkında, ressamı ve tablonun adı da dahil olmak üzere hiçbir bilgi verilmemiştir.

Benim bir resme yazılan bu şiiri araştırma konusu yapmamın nedeni, şiirde bir bakıma ekfrasis içinde ekfrasis olması ve ikinci tablonun bizatihi doğanın kendisi olmasıdır. Nitekim Celal Sahir, “Hamakta” adlı tabloya bakarken, tablodaki hamakta uzanmış kadın ise, şaire göre tabiat isimli derinlikli ve etkileyici tabloya bakıyordur. Şiirde önce kadının bu tablodan duyularıyla devşirdiği izlenimler dile getirilir. Bahar ayıdır, genç kadın hamakta kendinden geçmiş bir halde çiçeklerin fışkırdığı ağaç dallarını doya doya izliyor, bahar aylarının tatlı esintilerini teninde duyuyor, baş döndürücü güzellikte kokuları içine çekiyordur. Ancak sonradan gelen dizelere bakıldığında bahar-yaz aylarının geçici olduğu, esas olanın ise kış olduğu gerçeğiyle yüzleşiriz melodramatik bir şekilde. O çiçekler fışkırtan bahar günü birdenbire ölüm sessizliği ve gerçekliğine bürünmüştür. Şiirin ilk ekfrasisi kadının gözünden doğa tablosunun içi ferahlatan, coşkulu anlatımıyken, ikinci ve ana çerçeveyi oluşturan ekfrasisi ise Salih Erozan’ın tablo karşısındaki yenemediği o derin melankolik ve acı veren duygularının ifadesidir.

Bu derin umutsuzluk ve mutsuzluğuna rağmen şiirde doğanın estetik, şiirle eş değer görülen döngüsü de açık ve etkileyici bir biçimde ortaya konmuştur. Mevsimler, matematiksel olarak bir dereceye kadar formüle edilebilecek bir döngüyle birbirini takip etmekte, ekolojinin her şeyden önce matematik olduğu ortaya çıkmakta; ancak aynı zamanda bu döngülerin asla birbirinin aynısı olmadığı ve şiir gibi estetik bir yaratıcılıkla gerçekleştiği ve insanları etkisi altına aldığı da görülmektedir. Dolayısıyla ekolojiyi sadece matematik olarak açıklamak eksik kalacaktır. Ekoloji, matematik ahenk, matematiksel estetiktir.

Şiiri Servet-i Fünun dergisinde yayımlandığı şekliyle aşağıda paylaşıyorum. Yine günümüz okuyucusuna yardımcı olacak şekilde, [] içinde açıklamalarla birlikte.

MÜNTEHAB LEVHALAR [SEÇTİĞİMİZ RESİMLER]: HAMAKTA

Yat güzel kız, hamakın sine-i şeffafında

Öyle mahmur ve perişan okusun enzarın [bakışların]

Şu yeşil levhanın [tablonun] en güzel derinliklerini.

Dalların tak-ı bahariyesi [bahar takları] senin üstünde

Sallanır en küçücük nefhaların [esintilerin] na-mahsus [duyularla algılanamayan]

Bir temasıyla, ve bir mervaha-yı rayiha-riz [kokular saçan geniş ovalar]

Gibi serper sana bir taze nesim-i mebzul [bol ve taze rüzgar]…

Yat, güzel kız, ve kışın giryeli [ağlamaklı], camit [donuk], melül [boynu bükük]

Duran eşçara [ağaçlara] birer kûh-i ezher-amiz [bembeyaz örtü]

Giydirecek ruh-ı tabiatta [doğanın ruhunda] senin en meyus [karamsar]

İhtisasatını [duygularını] tenvim [hipnotize] edecek bir hande [gülüş]

Parlıyor! Gözlerinin her nazar-ı termini [yumuşak bakışları]

Dalsın aguş-ı hayalata [hayallerin koynuna] biraz, belki yarın

Bir muhabbet doğacak bir hatıra-yı safında [temiz hatıranda]!…

30 Mart 1317

Sahir


[1] https://en.wikipedia.org/wiki/Ekphrasis (13.07.2025)

Posted on